15 Kasım 2009 Pazar

Soğur Zamanlar... (Bölüm beş: Sana Rahat Uyku Yok!)


Başkent Ekspresinin kalkmasına birkaç dakika kalmıştır. Berk garın büfelerinin birinden aldığı bayat sosisliyi yemektedir. İlayda'ya haber verip-vermemek arasında gidip gelmiş en sonunda sürpriz yapmaya karar vermiştir. Geleceğinden Samet haberdardır sadece. Sabırsızlıkla Berk'i beklemektedir.

Berk trene geçer. Suyundan bir yudum alır. Trendeki öğrenci çiftleri izlerken yüzünde düşünceli bir ifade vardır. Aslında yaptığı her şey saçma gelmektedir ama attığı adımın devamını getirmek isteğindedir. Hareketten kısa bir süre sonra Samet'e mesaj atar. "ok kardeşim. Bekliyorum" yanıtını alır. Ve yolu izlemeye koyulur. Tam o sırada Eskişehir'de;

-Hareket etmiş mi tren?
+Evet. Gelmesine yakın gara geçerim ben.
-Hmmm ok. Nası bir tip eleman?
+İyidir ya. Muhabbeti falan güzeldir.
-Hayret sen sevmezsin genelde arkadaş muhabbetlerini. Demek hakikaten kafa birisi. E tanıştırırsın artık bizi de, meşhur arkadaşınla.
+Tanıştıracağım tabi, ayıp ettin.

İlayda hala ismi sormaya çekinmektedir. Berk yanıtını duymamak için, "adı neydi?" diyememiştir. Bir yandan da kuruntu yaptığından emindir.

Samet ise 80'de oyuna Semih'i sokan Fatih Terim gibi düşüncelidir. Acaba aldığı bu risk ile beklediği golü atabilecek midir? İlayda ile Berk karşılaştığında, şok anı sonrası neler olacaktır. Hepsini kafasının içinde ince ince işlemektedir.

Berk ise çoktan uykuya dalmıştır. Ne kadar uyku denebilirse artık... Her seferinde gördüğü rüyalar, kabuslara dönüşmektedir. Sıçrayarak uyanmakta, sonra tekrar uykuya dalmaktadır. Ancak bu olayı sürekli yaşamaktadır. Arada bir, gözleri mahmur dışarıya bakar. Karı gördükçe içi üşümektedir. Kar sanki zamanı da etkilemektedir. Dakikalar da sanki soğuktan etkilenmişçesine üşümektedir. Zaman soğumaktadır. Kafasından tıpkı benim gibi cümleler geçiren hisli çocuğumuz Berk, ufak not defterini çıkartıp bir şeyler karalamaya başlar.

Eskişehir'de ise yatakta uzanan iki cansız beden vardır. Birbiriyle konuşmayan, yabancı, soğuk ama yanyana iki beden. Düşüncelere dalmıştır ikisi de. İkisinin de düşüncelerindeki adam aynıdır. Ancak düşüncelerin senaryoları, sözleri, durumları, kahramanı ve düşmanları farklıdır. Samet sessizliği bozar;

-Ne düşünüyorsun?
+Hiiiç. Ya sen?
-Hiiiç. Bi şeyler mi yesek?
+Olur.

Berk bu sırada uykuya dalmıştır. Uykusundan sıçratacak bir kabus olmasa da ortada, yine de mutlu, deliksiz ve sakin bir uyku içerisinde değildir.

Devam edecek...

5 yorum:

chinaski dedi ki...

"Eskişehir'de ise yatakta uzanan iki cansız beden vardır. Birbiriyle konuşmayan, yabancı, soğuk ama yanyana iki beden. "

biraz kassan nobel edebiyat ödülü alırmışsın hacı. respekt.

öncelikle ;

1 - herkes birbirini şaapmaya çalışıyor. ne iştir anlamıyoruz. lütfen biraz ipucu.

2 - izlediğin entrikalı türk dizilerinin ve sözlüğe yaptığın yorumların ekmeğini güzel yiyorsun. "sana imrenecek en az 100 adam bulabilirim" (facebook açılımı)

3 - aynısı senin başına gelse hoşuna gider mi lan it!!!

Kermit dedi ki...

sayın çino, işte cevaplarınız;

1- düğümün çözülmesine az kaldı biraz sabır.

2-bir aşk-ı memnu olmasa da kendi çapında entrikalarını barındıran bir hikaye. teşekkür ederim.

3-kimsenin hoşuna gitmez tabi ki ama "BÖYLE ŞEYLER OLUYOR HAYATTA AĞBİİİ"
-samanyolu tv izleyicisi modu-

chinaski dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
chinaski dedi ki...

bu arada belirtmem gerek;

blog listemde soğur zamanlar (bölüm beş) diye görünce bir anda sağ tıklayıp yeni bir tab'da açarak hızla ve merakla okudum.

ancak bu süre zarfında görsel dikkatimi çekmemişti. şu an bakıyorum da.. acı dolu beyaaa.......

not: görseldeki tren başkent ekspresi değil ama, o nolacak hocu ?

Kermit dedi ki...

detaylara takılmayınız efendim. ıssız adam'da da alper'in evi hesapta galata kulesinin orda. peki çekim mekanı orası mı? değil.

:*